Profilo di GULSHENgulshenFotoBlogElenchiAltro Strumenti Guida

Blog


10 aprile

Bundan sonra değil sen , Mecnun gelse açmaz bu gül...

Dünümde kaldın be canım,
Ama ben seni hep bugünümde yaşattım.
Attığın ateşin içine girip,
Senide çekip içeri aldım.
 
İstemezdin biliyorum böyle olsun,
Ama ne istediğinide bildiğini sandın.
Aldığım her nefes acın oldu,
Rengarenk gökkuşağımı benden çaldın.
 
Şimdi gülemiyorum senin sayende,
Acınla büyüyorum her geçen günde.
Yaşattığın güzellikleri düşünüpte,
Yinede seni hala sevemiyorum.
 
Sevmeye çalışıp sevmek olmaz,
Ismarlamayla aşk bize yakışmaz,
Yürek yarasıdır bu bir türlü kapanmaz,
Soldurdun bu gülü bir daha açmaz.
 
Hadi şimdi kalk ayağa,
Geçmişte kaldım ben artık korkma,
Sana değil sözlerim bu hayata,
Artık yokum ben rahat yaşa.
 
Sevmek isterdim seni bi ömür boyu,
Birlikte aşmak kolayı zoru,
Ama kaldıramadın sen, oynadın oyununu
Olsun be canım gülün zaten solmuştu...
 
Sana düşen , bu gülü tekrar canlandırmaktı,
Gülüm dedin bana ama yalandı.
Köklerim bile soldu rengim kalmadı,
Sevmiştim seni ama, OLMADI.
 
BUNDAN SONRA DEĞİL SEN , MECNUN GELSE AÇMAZ BU GÜL...kan-gul-sevgi-ask
05 aprile

Sevgi Nedir Biliyor musun???

  • Sevmek inanmaktır.
  • Sevmek yaşamaktır.
  • Sevdiğini kendisi gibi, kendisinden de çok duyumsamaktır.
  • Sevmek sevdiği olmaktır.
  • Sevmekte ikilikler kalkar, bir olmalara gidilir. İki ten, iki kalp, iki gönül yoktur sevgide. Tek bir kalp olunur, tek bir yürek olunur.
  • Sevmek paylaşmaktır . Sevdiğiyle sevdiğini paylaşmaktır. Sevdiğiyle kalbini bölüşmektir sevmek. Ki tek kalp olunsun.
  • Sevgide son yoktur. Sevgiler hiçbir zaman son bulmazlar. Biten sevgiler yoktur, bitmiş gibi görünen sevgiler vardır. Vazgeçiş de yoktur sevgide. Yaşandıkça yaşatılır sevilen. Ama kimi zaman sevgili için kimi zamansa sevginin bir gereği olarak saklanır bu aşklar. Vazgeçiş yoktur, vazgeçmiş gibi görünmek vardır o yüzden.
  • Sevmekte istemek yoktur. Sevgilinin olduğu yerde son bulur istekler. Bir şey varsa istediğin bu senin için değil, sevgili için istediğindir. Ondan O'nun adına istersin. O'nu daha sonsuz sevebilmek için istersin. Sevme özgürlüğünü istersin, kabul edilmesini istersin. İstersin ama bir gün gelir bu istekler de son bulur. Kendinden istersin artık. Sevgiliyi daha çok sevmek istersin kendinden. Sonsuz kılmak istersin. Bu yolda sevgili olur mu, olmaz mı bunu sevgilinin isteği belirler.
  • Sevmek sevgiliyi istememeyi öğrenmektir. Sevmek sevgiliyi sevgili olmadan sevmektir.
  • Sevmek; sevmek istemektir.
  • Sevmek, beklememektir. Beklentilerin son bulduğu bir duraktır o. Öyle ki tüm gerçekler, tüm dünya silinir gider. Ne O'ndan anlasılmayı beklersin, ne onu anlamayı. Ne onun gelmesini beklersin, ne onun Leyla, Mecnun olmasını. Beklediğin bir şey yoktur sevmeyi becermek dışında.
  • Sevmek, gücenmemektir.
  • Sevmek sevgililerin hiçbir sözüne üzülmemeyi ögrenmek demektir.
  • Sevgilinin ölüm hançerine bile hayır dememektir sevmek. Onun vuruşuna, onun tokadına alınmamaktır, sevgiliden gelen her hareketi ve her sözü kabullenmektir. Sevgiliden gelen öl emrine bile ölürüm diyebilmektir. Kendi elleriyle kalbini bir bıçak ucuna koymaktır sevmek.
  • Sevmek ölmektir.
  • Sevmek, ölmesini bilmektir.
  • Sevgili için yaşamaktır. Onun eli, kolu, gözü, kalbi olmaktır. Ama artık onun bir şeyi olunmadığı bir zaman ölmesini bilmektir! Sevmek, vermektir. Sevmek sevdiği için almasını bilmektir. Almamaya yemin ederek vermektir. Ama almalarda kurtaracaksa sevgiliyi almasını bilmektir sevmek!
  • Sevmek, tükenmektir. Sevmekten ölürken tekrar varolmaktır o sevgiden.
  • Sevmek sevgilinin gel deyişine hayır demektir. Sevgilinin aşkıyla boğuşurken, yüzerken o aşk denizinde sevgilinin uzanan eline hayır demektir.
  • Sevgilinin bakan gözüne bakmamaktır sevmek. Ağlayan gözlere şefkat ve tebessümle yanıt verebilmektir.
  • Sevmek, sevgili olmaktır. Sevgilinin yüzündeki gülücük olmaktır. Onu yaşama döndürecek bir damla su olmaktır. Sevmek sevgilinin limanı olmaktır. Sevmek sevdiğinin canı olmaktır. Onun ölümü isteyebileceği canı olmaktır. Sevmek yangın olmaktır. Yanmaktır, kor olmaktır. Dağ olmaktır, evren olmaktır. Her şey olmaktır, hiç olmaktır. Alev olup girmektir gönüllere.
  • Sevmek yürümektir gönüllerde.
  • Sevmek güvenmektir.
  • Sevmek onaylanmaktır.
  • Sevmek sevgiliye bir nefes gibi, bir ses gibi yakın olmaktır. Sevmek çok ötelerde olsa bile yaşamak ve yakın olmaktır sevgiliye. Yakınlılıktır, doğallıktır, özdenliktir sevmek.
  • Yalansızlık, içtenlilik, ölümsüzlülüktür sevmek. İlk insanın, Havva'nın Adem'in saflığını ve temizliğini, çocuk masumluğunu taşımaktır sevmek.
  • Gözyaşı olmaktır, yağan yağmur olmaktır. Bir sonbahar mevsiminin sarı yaprağı gibi yalnız olmaktır sevmek.
  • Sevgilisizken sevgiliyi sevmektir.
  • Sevmek üşümektir. Sevgilinin yokluğuna üşümektir.
  • Sevgiliyle her şeyi göze almaktır sevmek. Ki sevgilinin olduğu cehenneme yürümektir. Sevgilinin olmadığı Cennete de gitmemektir sevmek.
  • Sevmek, sevgiliyi cennet etmektir.
  • Sevmek bir olmaktır.
  • Sevmek yaşamaktır.
  • Ve sevmek inanmaktır.
  • Sevmek bir başkasının hayatını yaşamaktır.
  • Sevmek sevmesini haketmektir.
  • Sevmek sevgilinin baktığı yerde, sustuğu yerde olmaktır.
  • Sevmek sevgilisiz geçen gecelerin sabahına varmaktır. 
  • Sevmek saz benizli sabahlarda yaşamaktır sevgiliyi.
  • Sevmek sevmesini bilmektir.
  • Sevmek ölmesini bilmektir.
  • Sevmek SEVMEK olmaktır.
  • AŞK olmaktır.
  • Aşk bir kere sevmektir.
  • Sevmek aşkın kendisi olmaktır.
  • Ölümü Özlemeyen Aşkı Anlayamaz..
  • Bir Su Yılı Denebilirdi...

    Bir su yılı denebilirdi geldi geçti
    Üstünde durmuyorum
    Terledim, bulanık baktım
    Ne varsa kendiliğindendi
    Hemen hemen evden çıkmadım.

    Sanki avuçlarımda sürekli
    Yıkanmış, tabağa konmuş bir meyvenin ellenmişliği
    Ola ki makyajı bir oyuncunun karışmış gözyaşlarına
    Yeni kireçlenmiş bir duvarın kireci
    Avuçlarımda sürekli
    Bir su yılı denebilirdi üstünde durmuyorum
    Kalmışsa kalmıştır bir çomak gibi
    Kuru
    Artık kullanılmayan bir demiryolu
    Kararmış, kırık dökük
    Üstünde bir yük vagonu.

    Mavi bir araba kapımın önünde
    Bütün yıl
    Bir su yılı
    Kapısını kimse açmadı
    Açıp kapamadı hiç kimse
    Aslında mavi de sayılmazdı pek
    Balkıyıp duruyordu kırmızı bir şakayığın renginde
    Yani sabah güneşlerini denizde
    Günbatımını denizde
    Severek yaşayan bir balık da denebilirdi ona
    Çünkü düşler gerçekle
    Gerçekler düşle
    Anlayınca bir gün buluştuğunu
    Geçirir her günceye kısa bir yolculuğu
    Ama bir takı eksik gibidir bir sözcükte
    Damağın dudağın alışkanlığına karşı
    Kalbin atışlarıyla çok uyumlu bir de.

    Hadi anlat deseler anlatamam
    Bir yere gidiyorken cayıp bir başka yere gitmeyi
    Yani bir kunduzu karşıdan karşıya yüzdüren sezgi
    Nedir ben bilemem ki
    Belki bir raslantıdır da ondan mı sevdanın yeri
    En yakın yeri
    En uzak yeri
    Bitmeyen yeri
    Bitecek yeri
    Farkedilmez zaten anlaşılmış sevdanın
    Anlaşılmaz sevda ile bütün ekleri.

    Gözlerim sevdim seni
    Köklerim gözlerimin
    Suyunu benden içen ıssız bir kasaba gibi
    26 marzo

    ADAM GİBİ

    NEDEN DÜSTÜN GÖZÜMDEN,
    NEDEN HİSLERİN HEP YALAN.
    NEDENSE BİZ SENİNLE MUTLULUĞU PAYLASTIK HEP UZAKTAN.
     
    ASK IZDIRAP DENİZİ,
    SASIRDIM BEN KAPILARI.
    GARİP BİR UMUTSUZLUK,
    SARDI DÖRT BİR YANIMI.
     
    AKILLANDIN MI BİLİNMEZZ...
    YOKSA HERSEY SIRADAN MI ???
     
     
    ADAM GİBİ YÜREKLİ OL
    ÇIK KARŞIMA BAK YÜZÜME
    YALANDI DE
    UNUTTUM DE
    ALDATTIM DE
    BAĞIR YÜZÜME,
     
    SENİN KOKUN
    SENİN DOKUN
    SENİN TADIN YETMEDİ DE
    SOKAKTAKİ KÖPEK KADAR GURURLU OL
    BAĞIR YÜZÜME...

    :(

    Şimdi mutlu olduuunumu zannediosn?
    sen mutluluğun ne olduğunu asla bilemeyeceksin
    Hayatın boyunca hep bana yaptıklarının cezasını çekeceksin..Yediğin her lokmada,aldığın her nefeste,attığın her adımda,doğan her
    güneşte bunların bedelini ödeyeceksin..Pişman olacaksın,dönmeye çalışacaksın ama beni içine attığın karanlığın kör kuyularında
    kaybolacaksın!Sesleneceksin ama sesini duyan olmayacak,ağlayacaksın ama gözyaşını silen olmayacak!Tek çaren ölmek olacak
    ama senin ne cennette ne cehennemde yerin olmayacak!!!

    Sanma sana kalacağımı
    Aldanma boş yere yanma
    Yerin yok ki bu dünyada
    Toprak bile kabullenmez seni..

    Ben her aklına geldiğimde hayalinde masum gülümsemem olacak,sen ise o gülümsemeyi her gördüğünde kanlı gözyaşları dökeceksin
    Kimbilir belki rüyalarına bile gireceğim sen o rüyalardan uyanmak istesende uyanamayacaksın..Anla artık sen beni ben istemediğim
    sürece unutamayacaksın.!
    Her şeyin bedeli vardır ya,sen bu bedeli her iki dünyada da ödeyemeyeceksin.Yalanlarla kurduğun dünyanda asla huzur
    bulamayacaksın!söylediğin her yalan yılan olup boynuna dolanacak nefes alamayacaksın!Senin gibi alçak bunlardan ne anlasın!
    Senin bende bir adın yok,bundan sonrada kimse koyamasın!!!Allahım senden bir tane daha yaratmasın..

    Kabus dolu günlerin gecelerin olsun
    Yastığın taştan,yatağın toprak..
    Gözlerinde yaş yerine kan bulunsun..
    Çok seviyordun böyle mi alçak?!
    Bırakıp kaçmak sana yakışır ancak..
    Senin bir adın YALANCI bir adın ALÇAK..


    Sana beddualar bile çok!Şeytana sattım seni,ondan başka kimsen yok..Artık oynamana gerek yok çünkü geri dönüş yolun yok...AğlayanAğlayanAğlayan

    derbeder olmuşsun , sana ne oldu

    Ben sana vurgunken, böyle değildin
    Yıpranıp, çökmüşsün, sana ne oldu ?
    El ayak öpmezdin, niçin eğildin
    Derbeder olmuşsun, sana ne oldu ?

    Gamzeler, faylara dönmüş yüzünde
    İhtiras feneri, sönmüş gözünde
    Kibirler ezilmiş, sinmiş özünde
    Bir tuhaf olmuşsun, sana ne oldu ?

    Aşkın, pazarında çalım satardın
    Seviyorum derken, hilaf katardın
    Sakızca çiğneyip, sonra atardın
    Çiğnenir olmuşsun, sana ne oldu ?

    Mazlumlar ahını, almak varmıydı
    Oltana takılan, sana karmıydı
    Güzellik; ömrüne daim yarmıydı
    Bakılmaz olmuşsun, sana ne oldu ?

    Madde ye tapardın, sarhoş gezerdin
    Mana pınarından, hile sezerdin
    Bir kere içerdin, çabuk bezerdin
    İçilmez olmuşsun, sana ne oldu ?

    Kendine icra et, şimdi şarkını
    Gönlü körler bile, görmüş farkını
    Gururun kurutmuş, gönül arkını
    Tadılmaz olmuşsun, sana ne oldu ?


    08 marzo

    sevdiğin kadar sevilirsin

     

    yerin seni çektiği kadar ağırsın
    kanatların cırpındıgı kadar hafif...
    kalbinin attıgı kadar canlısın
    gözlerinin uzagı gördügü kadar genç...
    sevdiklern kadar iyisin
    nefret ettiklerin kadar kötü...

    ne renk olursa olsun
    kaşın gözün
    karşındakinin gördügüdür rengin...
    ne kadar yasarsan yasa
    sevdigin kadardır ömrün..
    gülebildigin kadar mutlusun
    üzülme bil ki agladıgın kadar güleceksin
    sakın bitti sanma herşeyi,sevdigin kadar sevileceksin.
    günesin dousundadır doğanın sana verdigi deger
    ve karsındakine değer verdigin kadar insansın
    bir gün yalan söyleyeceksen eger
    bırak karsındaki sana güvendigi kadar inansın.
    unutma yagmurun yagdıgı kadar ıslaksın
    günesin seni ısıttıgı kadar sıcak
    kendini yalnız hissettigin kadar yalnızsın
    ve güçlü hissettigin kadar güçlü
    kendini güzel hissettiğin kadar güzelsin...
    işte budur hayat
    işte budur yaşamak bunu hatırladıgın kadar yaşarsın
    bunu unuttugunda aldıgın her nefes kadar üşürsün
    ve karsındakini unuttugun kadar çabuk unutulursun
    çiçek sulandıgı kadar güzeldir
    kuşlar ötebildiği kadar sevimli
    bebek agladıgı kadar bebektir
    ve herşeyi ögrendigin kadar bilirsin bunu da ögren
    sevdigin kadar sevilirsinnn...

    07 marzo

    aynanız ağlıyor mu???

    Duru bir sudan daha derindi ayna. Binlerce demir parçasının ateşte eritilip bir bütün demir parçası elde edildiği gibi onu da kim bilir kaç kum tanesinden elde etmişler, içine kim bilir daha neler katmışlardı.

    İlk halini hatırlıyor, kendini göremiyordu... Yeni doğmuş bir çocuk gibi şuursuzdu.

    Bir yanı siyah giyindiği gün içi gibi her yeri ışıldıyordu. Hele altın rengindeki çerçeveye sahip olduğu gün tacını giymiş kral gibi gülümsüyordu.

    Beyaz bir duvara asıldı. Artık sırtını dayadığı duvara bir çivi ile bağlanarak onunla dost olmuştu.

    Yaşamın bir penceresi olmuştu. Her şeyi olduğu gibi gerçek, tarafsız ve yorumsuz yansıtan bir pencere.

    Ağlayanla ağlıyor, gülenle gülüyordu. Görmek istediği gibi bakanlar oluyordu aynaya. Onlara görmek istediklerini göstermenin, içinde açtığı yarayı anlayabilmek çok zordu.

    Maskeli yüzlerin maskesiyle karşılaşmak, yüreklerindeki acımasızlığın riyanın vefasızlığın yüzlerine akseden yönleriyle karşılaşmak kolay değildi.

    Özellikle geceleri, son ışık da terk edip gittiğinde, ayna sessiz sessiz ağlıyordu. Bazen kendi gözyaşlarını siliyor, bazen de yakalanıyordu. Neyse ki sıcaklık farkından oluştuğunu düşünerek siliyorlardı üstündeki damla damla yaşları. Oysa ayna ağlıyordu.

    Kimi zaman yalnız başına kaldığında, bir gün dilinin çözülüp kendisine bakanlarla konuşacaklarını karşısında birine söyler gibi kendi kendine konuşuyordu:

    "Siz insanlar ne tuhafsınız. Olduğunuz başka, olmak istediğiniz başka. Aradığınız başka, bulduğunuzu sandığınız daha başka. Dört bucakta aradığınız huzurun yanı başınızda olduğunu inatla görmek istemeyen garip varlıklar.

    Bir gün ellerinizi şakaklarına dayayıp karşıma geçseniz... Düşünseniz... Kendi gözlerinizin içine baksanız derin derin. Her şeyin çaresini bulacaksınız. Huzurun, başarının, dostluğun, sadakatin, samimiyetin ta kendisini...

    Sorun da içinizde, çözüm de... Maskeyi yırtmanın yolu da bu...

    Bir kalem alıp elinize kendinizi çizseniz yüzünüzü nasıl çizersiniz. Masum çocukluğunuzun kaybolan hüznüyle mi?

    Ya benim halim?... Sizi her saniye görmek istediğiniz şekille resmetmek zorundayım. En zoru da; olmak istediğinizi anlamakta çekiyorum.

    Nelerinizi görmüyorum ki... Benden ayrı olduğunuzda yaptıklarınızı bile okuyorum yüzlerinizde.

    Bazen uyarmak istediğim oluyor sizi, olduğunuz gibi gösteriyorum. "Şimdi kötü görünüyorum" diyorsunuz. Yine de kötü olduğunuzu kabullenmiyorsunuz. Sizin üzdüklerinizi unutup, sizi üzmekten korkarak eski halime çekiniyorum.

    Az da olsa gözlerinizin içinin güldüğü oluyor. Bazen ilahi bir lütuf gibi samimice gözlerinizin yaşardığında sizi, ne çok seviyorum.

    Gerçek hayatta yaptıklarınızı romanlarda, hikayelerde, filmlerde bir başkasının yaptığını gördüğünüzde; sanki onları siz yapmamışçasına mağdur olandan yana olup sizi temsil edene kızıyorsunuz. Ne büyük çelişki?.

    Ben aynalığımdan utanıyorum. Ama siz...

    Kendinize böyle yabancı olmasanız... Biraz olsun ruhunuzu dinleseniz karşımda. Kendinizi sorgulasanız...

    İçinizden birinin dediği gibi Suçlarınız yüzünüzde görünseydi biz aynaları satın almazdınız' Yüzünüzde maske var. Yaşlanınca maskeyi bir parça çıkarıyorsunuz. Bu kez de, aynalar yalan söylüyor diye yalancılıkla suçluyorsunuz.

    Görmeyi bilseniz, görmek isteseniz, her biriniz bir ayna. Ama siyah gözlüklerle gizliyorsunuz gözlerinizi. Cenazelerde ağlamadığınız bilinmesin, dışarıda nereye baktığınız fark edilmesin diye.

    Merhametin yokluğu, kıskançlığın hakimiyeti belli olmasın diye.

    Yalan söyleyen dudaklarınızı boyalarla kapatıyor, kirlenen yüzünüzü fondötenlerle kremlerle örtüyorsunuz.

    İmrenilecek halinizde yok değil. Siz, yanlışlarınızı bana göre çok kısa hayatınızda kolayca taşırken, ben doğruluğu sonsuza yakın taşımak zorundayım.

    Fanilik bazen, ne güzel diyorum.

    Bir tırtılın kelebeğe dönüştükten sonraki ömrü, gül bahçesinde de geçse en fazla bir gün.. Sizlerin de atmış, yetmiş, nihayet yüz yıl... Bu süreler içinde yer, içer çoğalır; dilediğiniz gibi yaşarsınız. Her gün üzerime konan karasinekler bile 3 gün yaşar.

    Oysa ben büyüyemem, çoğalamam. Sekiz bin yıl önce Çatalhöyük'te var olan en eski atam bile sizin elinizde. Rahat bırakmamışsınız...

    Sizin toprak olma hakkınız var. Biz aynaların kuma dönüşme hakkımız yok nedense?"

    Ayna böyle söylüyor, kırılgan bir yürekle hayata tutunmaya çalışan insanlar gibi, beyaz duvara ufacık bir çiviyle tutunuyordu.

    Duvar bir gün "yeter" dedi.
    Çivinin prangasını çözdü.
    Ayna yere düştü.
    Kırıldı.

    Şimdi ayna bir köşede özellikle geceleri, son ışık da terk edip gittiğinde, sessiz sessiz ağlıyor. Her şeye rağmen kendi doğrularıyla var olmanın mutluluk gözyaşları bir yandan; eğilenlerin, bükülenlerin açması haline yönelik hüzün bulutları diğer yandan. Sahi sizin de aynanız var mı? Aynanız ağlıyor mu?

    gül güzeli-ydim- :(

    gül güzeli

    Güllerle aynı ismim...

    Bazen bir kızın burnunun ucunda,
    Bazen bir erkeğin gözlerinin içinde,
    Bazen yaz yağmurunun bıraktığı damlacıkların altında,
    Bazen heyecanların dile getirildiği dudakların kenarında,
    Bazen eski defter yaprakları arasında solmuş,
    Arasıra üzerine gözyaşı dökülen gülün,
    Güllerin hepsinin içinde saklıyım.

    Tüm sevgililer için özelim.
    Ama ne ben bir tek kişi için özelim
    Ne de benim için bir tek özel var...


    siyah inci

    Siyah İnci
    Kaderimi düğümledi incecik ellerin
    Kapanmıyor boşluk yokluğunda bıraktığın
    Avucumdan akıp giden bu yaşamın
    Hiç silinmez kıyısında kaldı hatıran
    Ne gözyaşlarım dökülebildi gidişinde
    Ne de varlığında yüzümde gülümsemeler
    Camdan kalbin yeter ki üzülmesin
    Ağırlığıyla kalbimde yaşadım
    Hasretinle duyulmazdayım.
    Hadi esen rüzgara karış ne olur
    Saçların savrulsun geceye
    Görmeyen gözlere bak siyah inci
    Güzelliğini sığdıramıyorum hiçbir heceye
    Hadi çek alevlerini ne olursun
    Dokunmasın artık kül olmuş şu köze
    Ateşinle yandım ama
    Haydi es rüzgarınla savrulayım
    Bilinmezin varlığında sende kaybolayım
    Tane tane sonra gökten döküleyim
    Her bir damlam bir aşkın denizinde yıkansın
    Kıyıya vuran dalgalar taşısın küllerimi
    Bir martı neden sonra
    Yaklaşıp kirlenmiş, huzursuz kıyıya
    Tek yudumda sarsın üşümüş bedenimi
    Sen izlerken yağmurun ıslattığı sokakları
    Bırakıversin usulca bir camın sıcaklığına
    İçinde bir kıpırtı, yüreğinde bir ateş
    Islanmakta oysa sokaklar ve gece
    Martının gözleri asılı kalsa bakışlarına
    Anlasa küllerin yolculuğunu siyah inciye